Address:
Sakarya Orhan Camii Mosque
Above Migros Supermarket
Floor.1 Flat Num.6
Sakarya-Turkiye
Tel&Fax: +90 264 272 0050
Sakarya'da Diş Çekimi ve Ağız Cerrahisi: Kararından İyileşmesine

Diş çekimi, diş hekimliğinde verilen en geri dönüşsüz karardır. Bir dolgu değiştirilebilir, bir kanal tedavisi yenilenebilir, bir kaplama sökülüp yeniden yapılabilir; ama çekilen diş yerine konmaz. Bu sayfada çekim kararının hangi basamaklardan sonra verildiği, gömülü 20 yaş dişlerinden kök ucu cerrahisine kadar ağız içinde yapılan cerrahi işlemlerin nasıl planlandığı ve işlem sonrasındaki iyileşme döneminde nelerin beklendiği anlatılıyor.
Çekim, sıranın en sonundadır
Bir dişin kurtarılabilirliği değerlendirilirken sırasıyla şunlara bakılır: dişin üstünde kalan sağlam doku miktarı, kökün kemik içindeki tutunması, diş etinin durumu ve kök çevresindeki iltihabın büyüklüğü. Bu değerlendirmeden sonra çoğu dişte çekimden önce denenebilecek bir basamak kalır.
Kanal tedavisi, çürüğün ya da travmanın sinire ulaştığı dişleri ağızda tutmanın en sık kullanılan yoludur; ayrıntısı kanal tedavisi sayfasında anlatıldı. Daha önce kanal tedavisi görmüş ama sorunu geçmemiş dişlerde ikinci bir şans daha vardır: kanal tedavisinin yenilenmesi. Yenileme de sonuç vermediğinde sıra doğrudan çekime değil, bu sayfada anlatılan kök ucu cerrahisine gelir.
Çekim kararı, bu basamakların tükendiği ya da baştan uygulanamayacağının görüldüğü noktada verilir.
Hangi durumlarda çekim gündeme gelir?
Aşağıdaki tabloların dışında da durumlar olabilir; her diş kendi görüntüsü ve kendi öyküsüyle değerlendirilir.
-
Kurtarılamayacak kadar harap olmuş diş — çürük diş etinin çok altına inmişse ve üzerine sağlam bir restorasyon oturtulacak doku kalmamışsa.
-
Dikey kök kırığı — kökü boydan boya ayıran kırıklarda dişin ağızda tutulması çoğunlukla mümkün olmaz.
-
İleri düzeyde kemik kaybı — diş eti hastalığı kemiği erittiğinde diş sallanır hâle gelir.
-
Sorun çıkaran gömülü dişler — komşu dişe baskı yapan, çevresinde kist oluşan ya da tekrarlayan iltihaba yol açan gömülü dişler.
-
Ortodontik gerekçe — yer darlığı olan çenelerde dişlerin düzgün sıralanabilmesi için planlı çekim yapılabilir; bu karar ortodontik tedavi planlamasının bir parçasıdır.
-
Süt dişleri — düşmesi geciken ya da altındaki daimî dişin sürmesini engelleyen süt dişleri; çocuk diş hekimliği sayfasında ayrıca ele alındı.
Çekim öncesinde neler değerlendirilir?
Cerrahi bir işlemin güvenliği, işlemin kendisinden çok öncesindeki değerlendirmeye bağlıdır.
Görüntüleme. Kökün sayısı, eğriliği, komşu anatomik yapılara olan uzaklığı film üzerinden görülür. Alt çenede sinir kanalının, üst çenede sinüs tabanının köke ne kadar yakın olduğu, işlemin nasıl planlanacağını doğrudan belirler. Panoramik film çoğu vakada yeterli olur; kökün sinir kanalıyla üst üste düştüğü ya da gömülü dişin konumunun iki boyutlu filmde net anlaşılmadığı durumlarda üç boyutlu tomografi değerlendirmesi yapılır. Filmler klinikte alınır. Görüntüleme yöntemlerinin farkını diş röntgeni yazısında ayrıntılı anlattım.
Tıbbi öykü. Kullanılan ilaçlar, geçirilmiş ameliyatlar, bilinen sistemik hastalıklar ve kanama öyküsü sorulur. Kanın pıhtılaşmasını etkileyen ilaç kullanan, kemik metabolizmasına yönelik tedavi gören ya da kalp kapağıyla ilgili öyküsü olan hastalarda işlem öncesinde hekimle iletişime geçilmesi gerekebilir. Bu bilgilerin eksik verilmesi, işlemin kendisinden daha büyük risk taşır.
Zamanlama. Aktif ve yaygın iltihabın bulunduğu bir dönemde uyuşturucu ilacın etkisi azalabilir; böyle durumlarda önce iltihabın kontrol altına alınması, çekimin ardından yapılması tercih edilebilir.
Basit çekim ile cerrahi çekim arasındaki fark
Basit çekim, ağız içinde görünen ve kökü elverişli konumda olan dişlerde uygulanır. Diş, kemik yuvasındaki bağlarından gevşetilerek çıkarılır; kesi gerekmez.
Cerrahi çekim, dişin bir kısmı ya da tamamı diş etinin veya kemiğin altında kaldığında, kök ucu kırıldığında ya da kök şekli dişin bütün hâlde çıkmasına izin vermediğinde gerekir. Diş eti kaldırılır, gerekiyorsa çevresindeki kemikten sınırlı miktarda alınır, diş bölünerek parça parça çıkarılır ve bölge dikilir.
İkisi arasındaki fark hastanın hissedeceği ağrı değil, işlemin süresi ve sonrasındaki iyileşme süresidir. Her iki işlem de lokal anestezi altında yapılır; uyuşturucu ilaç etkisini gösterdikten sonra basınç ve hareket hissedilir, ağrı beklenmez.
Yirmi yaş dişleri: her zaman alınması gerekmez
Yirmi yaş dişleri genellikle 17–25 yaş aralığında sürer. Çenede yeterli yer olduğunda düzgün sürer, karşı çenedeki dişle temas kurar ve diğer azı dişleri gibi çalışır. Böyle bir diş çekilmez.
Değerlendirme gerektiren durumlar şunlardır:
-
Diş kısmen sürmüş, üzerinde kapak gibi duran diş eti altında yiyecek birikiyor ve tekrarlayan iltihap oluşuyorsa
-
Öne doğru yatarak komşu azı dişinin arka yüzeyine bastırıyor, o bölgede çürük ya da kemik kaybı başlatıyorsa
-
Çevresinde kist ya da kemik içi bir oluşum görülüyorsa
-
Ağzın en arkasında kaldığı için fırçalanamıyor ve tekrarlayan çürük üretiyorsa
Bu belirtilerin hiçbiri yoksa ve film üzerinde çevre dokular sağlıklı görünüyorsa gömülü diş izlenebilir. Karar, tek bir röntgen görüntüsüne değil, dişin konumu ve hastanın öyküsü birlikte değerlendirilerek verilir.
Gömülü yirmi yaş dişi çekimi nasıl yapılır?
Kemiğin içinde tam gömülü kalmış bir diş için işlem sırası şöyledir: bölge uyuşturulur, diş etinde bir kesi yapılarak dokular kaldırılır, dişin üzerini örten kemikten gereken kadarı alınır, diş kökleri ayrılacak biçimde bölünür ve parçalar tek tek çıkarılır. Yuva temizlenir, diş eti yerine getirilerek dikilir.
İşlemin süresi dişin derinliğine, açısına ve kök şekline göre değişir. Alt çenedeki gömülü dişlerde kökün alt çene sinirine yakınlığı, üst çenedekilerde sinüs tabanıyla ilişkisi işlem planını belirleyen iki noktadır; ikisi de öncesinde film üzerinden değerlendirilir.
Kök ucu cerrahisi: kanal tedavisi sonuç vermediğinde
Bu başlık, çekimi düşünen hastaların çoğunun bilmediği bir seçeneği anlatıyor.
Kanal tedavisi görmüş bir dişin kök ucunda iltihap sürüyorsa, ilk seçenek kanal tedavisinin yenilenmesidir. Bazı durumlarda yenileme yapılamaz ya da yapılmasına rağmen kök ucundaki lezyon gerilemez: kökün ucunda kanal aletiyle ulaşılamayan bir dallanma olabilir, kanal boyunca yerleştirilmiş bir vida ya da kırık alet kanalın yeniden açılmasına izin vermeyebilir, ya da üzerindeki kaplamanın sökülmesi dişe zarar verecek olabilir.
Kök ucu cerrahisi (apikal rezeksiyon) bu noktada devreye girer. Diş etinden küçük bir pencere açılarak kök ucuna dışarıdan ulaşılır, iltihaplı doku temizlenir, kökün son birkaç milimetresi kesilerek alınır ve kesilen yüzey uygun bir dolgu maddesiyle kapatılır. Diş ağızda kalır; üzerindeki kaplamaya dokunulması gerekmez.
Endodonti, kanal tedavisi ve kök çevresi hastalıklarıyla ilgilenen uzmanlık dalıdır; kök ucu cerrahisi de bu alanın içinde yer alır. "Kanal tedavisi tuttu, ama ağrı geçmedi, çekelim" denen dişlerde bu seçeneğin değerlendirilmesi, dişin ağızda kalmasını sağlayabilir. Kanal tedavisi sonrası süren ağrının nedenleri ayrı bir sayfada ele alındı.
Gömülü kanin dişin cerrahi olarak açılması
Köpek dişleri (kaninler), ağzın köşesini oluşturan ve çiğnemede yön veren dişlerdir. Bazı çocuklarda üst çenedeki kanin diş süremeden kemik içinde kalır. Bu diş çekilmez; ortodontik tedaviyle sıraya alınır.
İşlem iki aşamalıdır. Önce dişin üzerindeki diş eti ve kemik dokusu cerrahi olarak açılır, dişin yüzeyine bir braket ve ona bağlı zincir yerleştirilir. Ardından ortodontik aparey üzerinden uygulanan hafif ve sürekli kuvvetle diş, aylar içinde kendi yerine doğru yönlendirilir. Cerrahi aşamayla ortodontik aşamanın aynı yerde planlanması, iki aşama arasındaki zamanlamanın kaymamasını kolaylaştırır.
Dil ve dudak bağı (frenektomi)
Dilin alt yüzeyini ağız tabanına bağlayan ince bağ olağandan kısa ya da öne yakın olduğunda dilin hareketi kısıtlanır. Bebeklerde emmeyi, daha büyük çocuklarda bazı seslerin çıkarılmasını etkileyebilir. Üst dudağın iç yüzünü diş etine bağlayan bağ ise kalın ve aşağı yerleşimli olduğunda iki ön diş arasında boşluk kalmasına ya da diş eti çekilmesine yol açabilir.
Frenektomi, bu bağın serbestleştirildiği kısa bir cerrahi işlemdir. Kararın ne zaman verileceği yaşa ve şikâyete göre değişir; bebeklerde beslenmeyle ilgili değerlendirme çocuk hekimiyle birlikte, ortodontik gerekçeli işlemlerde ise tedavi planının hangi aşamasında yapılacağı belirlenerek ilerlenir.
Çene kemiğindeki kist ve lezyonlar
Çene kemiğinde, çoğu zaman hiçbir belirti vermeden büyüyen kist ve benzeri oluşumlar bulunabilir. Bunların önemli bir kısmı başka bir nedenle çekilen filmde tesadüfen görülür.
Görüntülemede sınırları belirgin bir boşluk fark edildiğinde önce büyüklüğü, komşu diş köklerine ve anatomik yapılara olan ilişkisi değerlendirilir. Uygun vakalarda oluşum cerrahi olarak çıkarılır (enükleasyon) ve çıkarılan doku patolojik incelemeye gönderilir. Kuşkulu bir yumuşak doku değişikliği söz konusu olduğunda ise inceleme için parça alınır (biyopsi).
Burada bir ayrım önemlidir: dokunun ne olduğuna dair kesin değerlendirme patoloji uzmanına aittir. Diş hekiminin görevi, şüpheli bulguyu fark etmek, uygun biçimde örnek almak ve sonucu tedavi planına yansıtmaktır. Boyutu ya da yerleşimi nedeniyle ileri düzeyde cerrahi gerektiren durumlarda hasta ilgili uzmanlık dalına yönlendirilir.
Çekim sonrası kemiğin korunması ve protez öncesi hazırlık
Soket koruma. Bir diş çekildikten sonra çevresindeki kemik, üzerine binen kuvvet ortadan kalktığı için zamanla erimeye başlar. İleride o bölgeye implant düşünülüyorsa, çekim sırasında boşluğa kemik grefti yerleştirilerek kemiğin hacmi korunmaya çalışılır. Bu, sonraki aşamayı kolaylaştıran hazırlık niteliğinde bir işlemdir; diş implantı sayfasında greft ve sinüs tabanı yükseltme uygulamaları ayrıca anlatıldı.
Alveoloplasti. Uzun süre dişsiz kalan ya da birden çok dişi aynı seansta çekilen çenelerde kemik yüzeyinde keskin çıkıntılar ve düzensizlikler kalabilir. Bunlar hareketli protezin altında ağrıya ve yara oluşmasına neden olur. Protez yapımından önce kemik yüzeyinin düzeltilmesi işlemine alveoloplasti denir.
Sedasyon ve genel anestezi altında cerrahi
Cerrahi işlemlerin büyük bölümü lokal anestezi altında, hasta uyanıkken tamamlanır. Ancak bazı durumlarda bu mümkün olmayabilir: ileri düzeyde diş hekimi kaygısı, işlem boyunca hareketsiz kalamama, özel gereksinimli hastalar ya da tek seansta yapılması gereken kapsamlı işlemler.
Bu durumlarda sedasyon ya da genel anestezi altında tedavi gündeme gelir. Mevzuat bunu kuruluşun türüne bağlar: yönetmelikte tanımlanan şartları taşıyan bir genel anestezi müdahale ünitesi ağız ve diş sağlığı merkezleri ile hastanelerde bulunabilir, muayenehanelerde bulunmaz. Bu nedenle söz konusu tedaviler ameliyathane koşullarının bulunduğu bir hastanede yapılır; anestezi uygulamasının kendisi ise her durumda anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanına aittir. Tedavinin nerede yapılacağının baştan bilinmesi, hazırlık ve refakatçi planlaması açısından önemlidir. Sürecin nasıl işlediği genel anestezi ile diş tedavisi sayfasında ayrıntılı anlatıldı.
İşlem sonrası ilk gün
İyileşmenin belirleyici kısmı ilk 24 saatte yaşanır. Bu süre içinde yuvada oluşan pıhtı, altındaki kemiği ve sinir uçlarını örten koruyucu tabakadır; korunması iyileşmenin seyrini doğrudan etkiler.
-
Bölgeye yerleştirilen tamponun, hekimin belirttiği süre boyunca ısırılarak tutulması beklenir.
-
İlk gün ağzın çalkalanmaması, tükürülmemesi ve pipetle içecek içilmemesi önerilir; bunların üçü de yuvadaki pıhtıyı yerinden çıkarabilir.
-
Sıcak içecek ve sert gıdalardan uzak durulur; ılık ve yumuşak besinler tercih edilir.
-
Sigara, pıhtı oluşumunu ve yara iyileşmesini olumsuz etkiler.
-
Şişlik cerrahi işlemlerden sonra beklenen bir tepkidir ve genellikle ikinci ya da üçüncü gün en yüksek noktasına çıkar, sonra geriler.
-
Diğer dişler her zamanki gibi fırçalanır; yalnızca işlem bölgesine ilk dönemde dokunulmaz.
-
Kullanılacak ilaçlar ve süreleri işlem sonunda hekim tarafından belirlenir. Kendi kararıyla ilaç eklenmesi ya da bırakılması uygun değildir.
Hangi belirtiler yeniden değerlendirme gerektirir?
İyileşme sırasında beklenen bir miktar rahatsızlık olur ve günden güne azalır. Aşağıdaki durumlar ise bu seyre uymaz ve bir diş hekimi tarafından değerlendirilmesi gerekir:
-
Ağrının azalmak yerine üçüncü–dördüncü günde artması ve kulağa doğru vurması — çekim boşluğundaki pıhtının erken kaybedilmesi (kuru soket) düşünülebilir
-
Baskı uygulanmasına rağmen durmayan kanama
-
Şişliğin üçüncü günden sonra azalmayıp büyümesi, yutkunma ya da ağız açmada belirgin zorluk
-
Yüksek ateşin eşlik etmesi
-
Dudak, çene ucu ya da dilde uzun süre geçmeyen uyuşukluk hissi
Bu belirtilerin hepsi yönetilebilir durumlardır; önemli olan bekleyip geçmesini ummak yerine değerlendirilmesidir.
Sık Sorulan Sorular
Diş çekimi ağrılı bir işlem midir?
İşlem lokal anestezi altında yapılır. Uyuşturucu ilaç etkisini gösterdikten sonra bölgede basınç ve hareket hissedilir; ağrı beklenmez. İşlem sonrasındaki dönemde hissedilecek rahatsızlık ise çekimin türüne göre değişir ve hekimin önerdiği ilaçlarla yönetilir.
Her gömülü yirmi yaş dişi çekilmeli midir?
Hayır. Düzgün sürmüş, karşı dişiyle temas kuran ve çevresinde sorun bulunmayan yirmi yaş dişi çekilmez. Karar, dişin filmdeki konumu ile hastanın şikâyet öyküsü birlikte değerlendirilerek verilir.
Kanal tedavisi sonuç vermeyen diş çekilmek zorunda mıdır?
Her zaman değil. Önce kanal tedavisinin yenilenmesi değerlendirilir; bu mümkün olmadığında ya da sonuç vermediğinde kök ucu cerrahisi (apikal rezeksiyon) gündeme gelebilir. Çekim, bu seçenekler tükendiğinde düşünülür.
Çekimden sonra ne zaman yemek yiyebilirim?
Uyuşukluk geçtikten sonra yumuşak ve ılık besinlerle başlanabilir. Uyuşukluk sürerken yemek yenmesi, hissedilmediği için dudağın veya dilin ısırılmasına yol açabilir. Sert, sıcak ve baharatlı gıdalar ilk günlerde ertelenir.
Çekilen dişin yerine ne yapılır?
Boşluğun bırakılması, komşu dişlerin boşluğa doğru eğilmesine ve karşı çenedeki dişin uzamasına neden olabilir. Yerine konabilecek seçenekler dişin konumuna, kemiğin durumuna ve hastanın genel sağlığına göre değişir; implant bunlardan biridir ve ayrı bir sayfada anlatıldı.
Kan sulandırıcı ilaç kullanıyorum, diş çektirebilir miyim?
Bu durumdaki hastalarda çekim genellikle mümkündür, ancak planlama farklıdır ve ilacı düzenleyen hekimle iletişim kurulması gerekebilir. Kullanılan ilaçların işlem öncesinde eksiksiz bildirilmesi bu nedenle önemlidir. İlacın kendi kararıyla bırakılması uygun değildir.
Hamilelikte diş çekimi yapılabilir mi?
Acil olmayan cerrahi işlemler genellikle doğum sonrasına bırakılır. Ertelenmesi mümkün olmayan durumlarda ise gebeliğin dönemi, kullanılacak ilaçlar ve görüntüleme gerekliliği ayrıca değerlendirilir; kadın doğum hekimiyle iletişim kurulması gerekebilir.
Yazar
Prof. Dr. Hasan Oruçoğlu — Diş Hekimi, Endodonti Uzmanı
25 yılı aşkın süredir diş hekimliği yapıyor; kanal tedavisi, kök ucu hastalıkları ve cerrahi tedaviler üzerine çalışıyor. Akademik ve mesleki geçmişi biyografi sayfasında yer alıyor.
İletişim bilgileri
Cumhuriyet Mah. Dr. Kamil Sk. No: 2/106
Adapazarı / Sakarya
Telefon: 0264 272 00 50 · 0552 632 00 54
Çalışma saatleri: Pazartesi–Cumartesi 09:00–19:00
Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir.
